işte üstümüzde güneş, yanımızda hamal, kulağımızda mızıka, içimizde fenalık.. dizimizin bağları çözülüyor her kaldırım.. her kelime boğazımızda düğümleniyor.. tatsız geliyor her lokma.. ve kayboluyor cam şişelerin içindeki şifreli notlar.. topyekün manasız...
imla benim mevzum değil.. yazmakla yaşamak arasında yaptığım tercih yeterince keskin olmadığından olacak, tdk bazı bölümleriyle ters düşebilir yazdıklarımın.. bundan mütevvelit eleştiriler gelirse her birine...
"yazıp denize atmak"..teknik olarak birçok kere yaptım.. pratikte de bir kere kuma gömmüşlüğüm vardır.. neyse.. "yaz" dediler.. "yazmalısın.." "oku" denenler kutsal sayılıyorsa,...